Zeytinyağı Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
En iyi zeytinyağı nereden gelir?
Dürüst olalım… En iyi zeytinyağı sadece bir ülkeden ya da tek bir bölgeden gelmez. En iyi zeytinyağı; doğru zamanda hasat edilmiş, iyi sıkılmış ve tazeliğini koruyan zeytinyağıdır.
Ama Kuzey Ege’nin yeri de başka tabii. Özellikle Edremit Körfezi; denizi, rüzgarı ve bol oksijenli havasıyla zeytinin en sevdiği yerlerden biri. Buradaki zeytinler daha meyvemsi, dengeli ve yumuşak içimli yağlar verir. O yüzden iyi bir Kuzey Ege zeytinyağını tattığınızda o ferah aromayı hemen hissedersiniz.
Peki taze zeytinyağı nasıl anlaşılır?
Şişenin üzerinde “hasat tarihi” yazıyor mu, ona bakın. Çünkü gerçek sızma zeytinyağı yaşayan bir ürün gibi; zaman geçtikçe aroması değişir. İdeal olan, yeni hasattan sonraki bir yıl içinde tüketmek.
Biz e'gari’de hasat dönemini, zeytinin geldiği bölgeyi ve tazeliği saklamıyoruz. Çünkü iyi zeytinyağının hikayesi şişenin üstünde de olmalı diye düşünüyoruz.
Sızma zeytinyağı tam olarak ne demek?
“Sızma” aslında zeytinin en saf hali demek.
Dalından toplanan zeytinler bekletilmeden sıkılıyor ve hiçbir kimyasal işlem görmeden yağ elde ediliyor. Yani şişenin içindeki şey; zeytinin kendisi. O yüzden kokusu, aroması ve tadı bu kadar karakterli oluyor.
Gerçek bir natürel sızma zeytinyağı; meyvemsi kokmalı, hafif yakıcılık bırakmalı ve boğazda minik bir tazelik hissi yaratmalı. O hafif yakıcılık kötü değil, tam tersine iyi polifenollerin işareti.
İyi bir zeytinyağının tadı nasıl olur?
Biraz yeşil domates gibi…
Biraz taze ot gibi…
Bazen bademsi, bazen hafif biberimsi…
İyi zeytinyağı tek düze olmaz. Ağzınızda katman katman açılır. Özellikle erken hasat yağlarda daha canlı ve aromatik bir karakter hissedersiniz.
Kuzey Ege zeytinyağlarının en güzel taraflarından biri de tam burada başlıyor: güçlü ama yormayan bir lezzet bırakması.
Bir lokma ekmeğin üstüne gezdirince bile farkını anlarsınız zaten.
Zeytinyağıyla yemek pişirilir mi?
Kesinlikle evet.
Yıllardır “zeytinyağı yanar mı?” diye konuşuluyor ama iyi kalite bir sızma zeytinyağı mutfakta gayet rahat kullanılabilir. Kahvaltıdan fırın yemeklerine, sebzelerden balığa kadar çok yakışır.
Ama bazı yağlar vardır…
Onları tavaya dökmeye insan kıyamaz.
İşte erken hasat aromatik yağlar biraz öyle. Biz onları daha çok son dokunuşta seviyoruz: sıcak ekmeğin üstüne, domatese, salataya ya da pişmiş yemeğin üzerine son anda gezdirmelik.
Zeytinyağı neden bazen boğazı yakar?
Aslında bu kötü bir şey değil.
O hafif yakıcılık ve burukluk, zeytindeki doğal polifenollerden gelir. Yani yağın canlı ve güçlü olduğunun işaretlerinden biri olabilir.
Tabii acı, metalik ya da ağır bir tat varsa o başka. İyi zeytinyağı ferah hissettirir; bayat ve yorucu değil.
Zeytinyağı sağlıklı mı gerçekten?
Kuzey Ege’de büyüyen herkesin çocukluğunda şu cümle vardır:
“Zeytinyağı her şeye iyi gelir.”
Bilim de artık bunu destekliyor. Natürel sızma zeytinyağı; tekli doymamış yağ asitleri, antioksidanlar ve doğal polifenoller açısından oldukça zengin. Düzenli tüketildiğinde kalp sağlığını desteklediği, inflamasyonu azaltmaya yardımcı olduğu ve Akdeniz beslenmesinin en önemli parçalarından biri olduğu söyleniyor.
Kısacası mesele sadece lezzet değil.
Zeytinyağı nasıl saklanmalı?
Zeytinyağının en sevmediği üç şey: ışık, sıcaklık ve hava.
O yüzden en iyisi; serin, kuru ve güneş görmeyen bir yerde saklamak. Ocağın hemen yanı çok iyi fikir değil mesela.
Bir de şişe konusu var. Şeffaf şişeler güzel görünüyor ama ışığı içeri aldığı için yağın yapısını daha hızlı etkileyebiliyor. Bu yüzden koyu renkli ya da opak şişeler her zaman daha avantajlı.
Kısacası zeytinyağını biraz nazlı bir ürün gibi düşünün. Doğru saklayınca uzun süre karakterini koruyor.
Erken hasat ne demek?
Zeytin tam olgunlaşmadan, daha yeşilken toplandığında ortaya çıkan yağlara erken hasat deniyor.
Bu yağlar genelde daha aromatik, daha canlı ve polifenol açısından daha yoğun oluyor. Rengiyle değil ama kokusuyla ve bıraktığı tazelik hissiyle hemen fark ediliyor.
Ege’de yeni hasat zamanı geldiğinde o ilk sıkım kokusu vardır ya…
İşte erken hasat biraz tam olarak o his.
